top of page
web ust.jpg
Kır zincirlerini

Kendimle Konuşuyorum - 1

  • 1 gün önce
  • 2 dakikada okunur


Para Konusunda Kıtlık Bilinci


Bugün para ile kurduğum ilişkiye dürüstçe bakmayı seçiyorum. Uzun zamandır hayatımda tekrar eden maddi zorlukları, para geldiğinde yaşadığım kaygıyı, para harcarken hissettiğim suçluluğu ya da ne kadar emek verirsem vereyim bir türlü istediğim noktaya ulaşamama hissini görüyorum. Bunların sadece ekonomik şartlardan ibaret olmadığını da kabul ediyorum çünkü aynı koşullarda yaşayan insanlar para konusunda birbirinden çok farklı deneyimler yaşayabiliyor.


Kendime şu soruyu soruyorum: Ben parayı gerçekten nasıl görüyorum? Para benim için güven mi, özgürlük mü, güç mü, sorumluluk mu, yoksa tehlike mi? Belki de yıllardır hiç sorgulamadan bana öğretilen düşüncelerle yaşıyorum: "Para zor kazanılır.", "Çok para insanı bozar.", "Bizim ailemiz hiçbir zaman zengin olmadı.", "Fazlasını istemek ayıptır.", "İnsan elindekine razı olmalıdır." vb. Bu cümlelerin hangisi gerçekten bana ait, hangisi sadece yıllarca duyduğum için bana aitmiş gibi hissettiriyor?


Çocukluğumu düşünüyorum. Evimizde para konuşulurken nasıl bir hava oluşuyordu? Huzur mu vardı, yoksa gerginlik mi? Para bir kavga sebebi miydi? Sürekli tasarruf etmekten mi bahsediliyordu? Yokluk mu konuşuluyordu, bereket mi? O yıllarda kurduğum anlamların bugün hâlâ hayatımı yönetiyor olabileceğini kabul ediyorum.

Sonra aileme sevgiyle bakıyorum. Benden önce yaşayanların hayatlarını merak ediyorum. Büyük emekler verip karşılığını alamayanlar oldu mu? İflas eden, malını kaybeden, hakkı yenen, parasını alamayan ya da maddi zorluklar içinde yaşamını sürdürmek zorunda kalan birileri var mıydı? Eğer varsa, onların yaşadıklarını saygıyla görüyorum. Onların acısını küçümsemiyorum ama onların kaderini yaşayarak onlara sadakat göstermem gerekmiyor. Onları onurlandırmanın yolu, aynı zorlukları tekrar etmek değil; onların ulaşamadığı hayatı vicdanla yaşayabilmektir.


Bir yandan da içinde yaşadığım toplumun bana öğrettiklerini fark ediyorum. Çocukluğumdan beri çalışmanın, yorulmanın ve mücadele etmenin değerli olduğu anlatıldı. Kolay kazanılan paraya şüpheyle bakıldı. Bazen çok istemek hırs olarak görüldü, bazen bolluk gösterişle eş tutuldu. Farkında olmadan bu düşüncelerin bir kısmını ben de içselleştirmiş olabilirim. Şimdi bunları suçlamadan inceliyorum ve bana hizmet etmeyenleri geride bırakmayı seçiyorum.


Bugün şunu görüyorum: Para sadece cebimde duran bir rakam değil; ona yüklediğim anlamlarla birlikte hayatımda yer alıyor. Eğer zihnim parayı tehlikeyle, suçlulukla, kayıpla ya da ağır bir mücadeleyle eşleştiriyorsa, bunun farkına varmam değişimin ilk adımıdır çünkü fark edilen bir kalıp, artık sorgulanabilir.


Bugün kendime yeni bir izin veriyorum. Bereketi reddetmek zorunda değilim. Başarılı olmak için sürekli zorlanmak zorunda değilim. Maddi olarak rahatlamak, ailemi unutmak anlamına gelmez. Daha çok kazanmak, daha az değerli biri olduğum anlamına gelmez. Parayı sevmek, insanları sevmemek demek değildir.


Bundan sonra para ile ilişkimi korkudan değil, bilinçten kurmayı seçiyorum. Bana ait olmayan inançları, yükleri ve kalıpları geride bırakmaya niyet ediyorum. Kendi emeğimin karşılığını almayı hak ettiğimi kabul ediyorum. Hayatıma gelen fırsatları fark etmeye, onları değerlendirmeye ve bolluğu suçluluk duymadan karşılamaya izin veriyorum.


Bugün para ile savaşmayı değil, para ile sağlıklı bir ilişki kurmayı seçiyorum çünkü gerçek bereket yalnızca kazandığım miktarda değil; kendimi ne kadar değerli gördüğümde, neye izin verdiğimde ve hayatın bana sunduklarını ne kadar kabul edebildiğimde başlar.

Yorumlar


Bu sitedeki tüm yazıların telif hakkı Esma Altınyay Çerçil'e aittir. İzinli veya izinsiz kopyalanamaz ve çoğaltılamaz.

copyright.png

2020, designed by Esma Altınyay Çerçil

bottom of page